Çene Eklemi ve Omurga Problemleri Arasındaki İlişki

Mevcut kanıtlar çelişkili olmasına rağmen, mandibular bölge ve baş-boyun sistemleri arasında anatomik ve biyomekanik açıdan işlevsel ilişki bulunduğu görülmektedir. Baş ve boyun bölgesinin nöroanatomik olarak temel ilişkisi, omuriliğin C1-C3 seviyesindeki omurga gri maddesi ve trigeminoservikal nukleus caudalis ile bağlantılı olabilir. Burası; trigeminal ve servikal girdiler alan nosiseptif ikinci derece nöronların bulunduğu yakınsama alanıdır. Yapılan çalışmalara göre, trigeminal sinir yapıların uyarılması boyunda sansasyonel etki yarattığı ortaya çıkartılmış ve bu durumun tam tersininde doğru olduğu gösterilmiştir.(La Touche ve diğ.(2009)). Servikal ve trigeminal alanlar arasındaki; anatomik yakınlık, nöronal bağlantılar, yakınsak girdiler servikal ve temporomandibular bozukluklar arasındaki ilişkinin incelenmesinde odak noktası olmuştur (Arendt-Nielsen ve Svensson (2001)).

Çiğneme sistemi ve kraniyosefalik stabilizasyon sistemleri, trigeminal sinir yolu aracılığıyla birbirleri ile yakından ilişkilidirler. Baş ve boyun pozisyonunun özellikle kraniyoservikal bileşkesindeki değişiklikler, çene pozisyonunu ve çenenin kapanma şeklini değiştirir. Diğer bir taraftan çiğneme sisteminin özellikleri kraniyoservikal bağlantının pozisyonunu etkiler. Bu nedenle çiğneme sistemindeki bozukluklar kraniyoservikal postürde ve dolayısıyla boyun ağrılarında etkileyici değişikliklere sebep olabilir (Catanzariti ve diğ.(2005)).

Kas iskelet sistemi bozuklukları genellikle bireyin yaşam kalitesini etkiler. Bu olumsuz etkinin kısmi bir açıklaması birden fazla bölgesel ağrı durumunun bir arada bulunması şeklinde olabilir. Özellikle temporomandibular eklem disfonksiyonu (TMED) ve servikal ağrı bozuklukları kişilerde sıklıkla birlikte bulunan yaygın hastalık örneklerindendir (Alves da Costa ve diğ.(2015)). Birçok epidemiyolojik çalışma, TMED’li hastaların sıklıkla boyun ağrısı semptomları yaşadığı ve boyun ağrısı olan hastaların da orofasiyal bölgede semptomlar yaşadıkları bildirmiştir (La Touche ve diğ. (2009)).

TMED belirtileri ve semptomları ile servikal hareket bozukluğu veya duruş farklılıkları arasındaki ilişki için önemli kanıtlar vardır (Alves da Costa ve diğ.(2015)). TMED’li hastalarda boyun disabilitesine değinen ilk makale 2010 yılında yayınlanmıştır. Bu makalede servikal omurga bozuklukları ve TMED arasındaki ilişki kapsamlı bir şekilde araştırılmıştır ve kronik TMED’li hastalarda servikal spinal ağrıların bu bozukluğa sahip olmayanlara göre daha sık görüldüğü servikal omurganın asemptomatik fonksiyonel bozuklukları TMED’li hastalarda daha sık ortaya çıktığı belirtilmiştir (Armijo Olivo ve diğ.(2010)).

TMED’nin tedavisinde, temporomandibular eklemin mobilizasyonu veya egzersiz uygulamaları da dahil olmak üzere birçok lokalize tedavi modalitesi sıklıkla kullanılmaktadır. Servikal bölge ve temporomandibular bölge arasında bağlantı olduğu için, servikal omurgayı hedefleyen müdahalelerin TMED’li hastalarda da etkili olduğu görülmüştür. (La Touche ve diğ.(2009)).

Masseter kası, temporamandibular eklemi (TME) hareket ettiren bir kasımızdır. Masseter kasında kolaylıkla tetik noktalar ve kronik gerginlikler oluşabilir ve hemen hemen herkes için bir noktada sorun olması muhtemeldir. Bu problemler uzun süre devam edebilir. Aynı zamanda başın önde duruş postürü masseter’de tetik noktaya sebep olabilir. Buna bağlı olarak da masseter’deki tetik noktanın tedavisinde başarılı olabilmek için başın önde duruş postürünün düzeltilmesi gerekir. Ayrıca ileri baş pozisyonu, trapez ve sternokleidomastoid kaslarındaki tetik noktalara, temporomandibular eklem ağrısına ve baş ağrısına sebep olmaktadır. Bu nedenle; boyun kaslarında mevcut tetik nokta varsa; tetik masseter noktalarını hafifletmek zor olabilir. Bunun tam terside doğrudur. Genel olarak duruşu düzeltmek ‘Masseter Kökenli Miyofasial Ağrıyı’ düzeltmekte etkili olacaktır (Simons & Travell 1999).

Yaptığımız bir çalışmada Masseter bölgesine uygulanan fizik tedavi yöntemlerinin özelikle bu bölgeden kaynaklanan baş ve boyun ağrılarını azalttığını tespit ettik. Bu nedenle de doğru posturun sağlanması sadece postür egzersizleri ile değil, çene eklemine özel hazırlanmış bir tedavi planı ile mümkündür.

Konuyla ilgili yabancı kaynaktaki yazımız: https://bit.ly/alpcene

Uçak Kazalarında Hayat Kurtaran Pozisyon

Pegasus uçağının kazası sonrasında akıllara uçak kazalarında hayatta kalmanın yöntemleri de tekrar geldi. Uçak kazalarında, yaralanmaları minumuma indirmenin mümkün olduğunu ve bazı önlemlerin hayat kurtarıcı olduğunu belirten Alptekin Fizik Tedavi Doç. Dr. Hasan Kerem Alptekin, “Uluslararası havacılık literatürüne göre çarpma anında en güvenli pozisyon ‘brace’ pozisyonudur” dedi.

Daha fazlası için tıklayınız…

Omurga Eğriliği – Skolyoz Nedir?

Omurga Eğriliği – Skolyoz Nedir?

Çocuklarda özellikle gelişme çağında daha sık ortaya çıkan omurga eğrilikleri yani skolyoz, tedavi edilmediği durumlarda ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Omuzlar arasındaki yükseklik farkı, omurgada “S” şeklinde kıvrımlar skolyozun ilk işaretleri olabiliyor. Belli bir derecenin üzerine çıkan ve eğriliklerin ilerlediği durumlarda cerrahi tedaviye başvurulurken, erken teşhis edilen skolyoz vakaları fizik tedavi, korse kullanımı ve özel egzersizlerle düzeltilebiliyor.

Daha fazlası için tıklayınız…

Çalışma koşulları sağlığımızı tehdit ediyor.

Çalışma koşulları sağlığımızı tehdit ediyor.

Günümüzde birçok çalışan, ofis ortamından ve çalışma alışkanlıklarından dolayı kas ve iskelet sistemi rahatsızlıkları yaşıyor.

Bahçeşehir Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Hasan Kerem Alptekin ve BAU Sağlık Bilimleri Fizyoterapi Araştırma Görevlisi, Fizyoterapist Mehmet Toprak bu tip rahatsızlıklara yakalanmamak için önerilerde bulundu.

Daha fazlası için tıklayınız…