Faydalı Bilgiler

Bel Fıtığı
Belimizde vücudumuzu ayakta tutan beş omur kemiği vardır. Bu kemikler arasında da disk adı verilen kıkırdaklar bulunur. Diskler tıpkı otomobillerdeki amortisörler gibidir. Omurgaya ani uygulanan darbelerin emilmesini ve bu gücün dengeli şekilde dağılmasını sağlar. Ancak çok ağır yük bindiğinde disklerin içindeki jöleye benzer sıvı dışarı çıkar, tıpkı kaşarlı tost gibi. Nasıl tostu çok fazla bastırdığınızda aradaki kaşar dışarı kaçarsa, burada da disklerin içindeki sıvı dışarı çıkar. Bu jöle kıvamındaki sıvının omuriliğe veya sinirlere baskı yapmasına bel fıtığı diyoruz.

Bel fıtığının ilk ve en belirgin özelliği ağrıdır. Ayrıca nörolojik yani sinir sistemine bağlı belirtileri de vardır. Hasta da duyu kaybı, kas gücü kayıpları ve bacaklarda duyu kusurları görülebilir. Hastada refleks kusurları da olabilir.

Bel fıtığı ağrısını diğer bel ağrılarından ayırt edebilmeniz için size birkaç ipucu:

  • Beldeki ağrı basit ağrı kesicilerle geçmiyorsa
  • Ağrı kalçaya ve bacaklara vuruyorsa
  • Bacakta ve bel bölgesinde uyuşukluk varsa
  • Sağ kalça ile sol kalça, sağ bacak ile sol bacak arasında his farkı varsa
  • Bacağın belli yerlerinde yani bası olan sinirin gittiği bölgelerde hissizlik oluştuysa
  • Bacaklarda çabuk yorulma ve gücünde zayıflama varsa

Bel fıtığı hastalarının %99’u ameliyat dışı yapılan fizik tedavi ve rehabilitasyon programları ile düzelme gösterir. 20 ya da 25 seans olarak yapılan bu tedavilerin her seansı 45 dakika sürmektedir. Hastada kas gücü kayıpları varsa rehabilitasyon ile bu kayıplar 12-13 günde yerine gelmeye başlar. Hasta tedavi sürecinde öğretilen kas kuvvetlendirme ve postür egzersizlerini tedaviden sonra da doktorun önerdiği şekilde yapmalıdır. Yine doktorun önerdiği şekilde yürüyüş ve yüzme programlarını uygulamalıdır. Bu şekilde hasta bel kaslarını kuvvetlendirmelidir.

Boyun Fıtığı
Boyun omurları arasında diskler vardır. Yastıkçık olarak adlandırdığımız bu disklerde meydana gelen taşmalar sinirlere bası yaparak boyun fıtığını ortaya çıkarır.

Boyun fıtığının yansımaları boyun, sırt ve kollarda görülür. Mesela hastanın elinde sinirdeki basıya bağlı kas gücü kayıpları olabilir. Kişinin tutma yeteneğinde azalma olur. Ayrıca yine sinirdeki basıya bağlı olarak kolda incelme meydana gelebilir. Bu incelme boyun fıtığının ilerlemesi durumunda gözle görülür şekilde olabilir.

Tedavi sırasında hastaya boyun hareketlerinde kısıtlama getiriyoruz. Öncelikle psikolojik olarak rahatlaması için hastanın ağrısını belirli bir ölçüde hafifletiyoruz. Çünkü bu ağrılar çok şiddetlidir. Bu tedavide de tıpkı bel fıtığında olduğu gibi öncelikle hastada ne gibi kayıplar oluştuğu belirlenir, bu kayıpların yerine konması için rehabilitasyon dediğimiz programın uygulanmasına başlanır. Rehabilitasyonla birlikte fizikoterapi de tedavi aşamasında çok önemli bir yer tutar.

20-25 seanslık bir tedavi sürecinde hastanın ağrılarına son vermek büyük ölçüde mümkündür.  Her seans da ortalama 45  dakika sürer. Ancak tedaviye hastanın katılımı çok önemlidir. Tedavi süreci içerisinde hasta boyun hareketlerine önemli ölçüde dikkat etmelidir. Mümkün olduğu kadar istirahat etmeli, ani dönmelerden kaçınmalı stresten uzak durmalıdır. Tedavi sonrasında rehabilitasyon uzmanının verdiği egzersizlere evde devam etmelidir.

Tedavinin ilk safhasında boyun hareketlerini en aza indiriyoruz. Gerekirse bunun için bir boyunluk kullanıyoruz, böylece bölgedeki spazmları da en aza indirgemiş oluyoruz. Daha sonra sinirdeki kanlanmayı arttırıp sinirin fonksiyonunu yeniden kazanmasını sağlıyoruz. 

Diz Ağrıları
Genç yaşlı bir çok insanda diz ağrıları görülür. Fakat sebepleri farklı farklıdır. En sık görülen cinsi daha çok dizdeki travmalar ve zorlanmalar sonucudur. Özellikle bir çok kadında dizlerdeki zorlamaya bağlı olarak uzun vadede menisküs yırtıkları ve diz bağlarındaki lezyonlar görülebilir.

Dizlerdeki sorunlar genellikle romatizmal hastalıkların veya travmaların sonucunda oluşur. Küçük travmalar çoğu kez diz eklem aralığında bozulmalara neden olur. Bağlar ve menisküslerdeki bozulmalar dizin mekanik dengelerini bozar. Ve dizdeki kıkırdak dokuda da harabiyet yapmaya başlar. Bu kıkırdak doku yavaş yavaş kireçlenmeye başlar. Ve eklem aralığındaki bozulmalarla seyreder.

Çoğu kez bir diz yapısında sağ veya sol dizden birinde yaşanan sorunlar zaman içerisinde diğer dizinde bozulmasına sebep olur. Çünkü her iki dize binmesi gereken vücut ağırlığı bir dizin ağrılı olmasından dolayı diğerine yük daha fazla biner. Fazla binince de sağlam olan dizde de bozulmalar başlar. Bu arada göz ardı edilmemesi gereken bir durum da ağrıdan dolayı kullanamadığımız dizimizdeki diz üstü kaslarında kullanılmamaya bağlı olarak oluşan zayıflamalardır. Sizlerin dahi ellerinizle dizin üstündeki kasları tuttuğunuzda zayıfladığını hissetmeniz mümkün.  Bu kas zayıflığını tespit edebilmeniz için ayak parmaklarınızı kendinize doğru çekip her iki dizin üstündeki kasların hangisinin daha zayıf olduğunu ellerinizle tutup kolaylıkla fark edebilirsiniz.

Giderek daha zayıflamaması için fizik tedavi ve rehabilitasyon programları ile hemen uygulama başlanabilir. Bu işlemde belli bir zaman alır. Çünkü bir kasın gücünü yeniden kazanabilmesi yapılan bu doğru tedavilerle mümkündür. Ağrı varken dizin kas güçlendirici bu egzersizlerle aşırı zorlanmaması gerekir.

Diz Osteoartritinin (Gonartroz, Kireçlenme)
Dizin artrozu eklem hastalıkları içinde omurgadan sonra gelir. Dizinde osteoartroz olan hastanın ilk yakınması ağrıdır. Ağrı aktivite ile artar, genellikle istirahatla kaybolur. Merdiven inip çıkarken, oturup kalkarken diz ağrısı artar.

Yük taşıma ve yürümeyle de ağrı artabilir ve hasta ağrı nedeniyle oturup dinlenmek zorunda kalabilir. Meteorolojik değişimler de ağrıyı artıran faktörlerdendir. Ağrıyla birlikte fakat daha az sıklıkta olan ikinci yakınma eklem tutukluğudur. Aktiviteyle kısa sürede geçer. Hasta hareketle eklemlerinden gelen kıtırtı, kütürtü şeklindeki sesten ve şişlikten de yakınabilir. Grafi ile osteoartroz tanısı doğrulanır ve derecesi tespit edilir. Baston ve koltuk değneği istirahatı sağlamanın yanında o dize binen yükü de azaltacak ve yaşlı hastaların dengede durmasına yardımcı olacaktır. Osteoartritik dizli hastaların çoğu şişmandır. Fazla kiloların diz eklemi üzerine binen yükü artıracağı, bunun da ağrıya neden olacağı hastaya anlatılmalıdır. Hastalar ayakta durmaktan ziyade koltukta oturarak çalışmalı, çömelme ve diz çökmeden kaçınmalıdır. Kas gücünü artırmak ve eklem çevresindeki kasların erimesini engellemek için egzersizlerden yararlanılır. Fizik tedavi eklem mobilitesini artırmanın yanında ağrıyı da azaltır.

Omuz Ağrıları

Yumuşak doku yaralanmaları arasında en sık gözlenen tip tendonların zorlanmasına bağlı tendinit adı verilen durumdur. Tendinit nedenleri arasında tekrarlayıcı hareketler ve gerilim, ergonomik girişimlerin yetersizliği, tendona fazla yüklenme, bazı antibiyotiklerin kullanımı, yetersiz protein alımı yer alır.

Biseps Tendiniti

Omuz başındaki biseps tendonu iltihabı devamlı ve tekrarlayan omuz aktiviteleri sonucunda olur.  Fırlatmalı sporlar, yüzme, raket veya sopa kullanılan sporlarda risk mevcuttur. Omuzun üzerine düşme gibi direk yaralanmalarda sonucunda da olabilir. Omuzda sıkışma ya da rotator manşon yırtıkları sonucunda da biseps tendonu hasarlanabilir. Bu rahatsızlık durumunda omuz üzeri ve önünde ağrı olur, ağrı baş üstü aktivitelerle kötüleşebilir. İstirahat edildiğinde ağrı azalır. Dirseği bükme ve döndürme sırasında güçsüzlük olabilir.Tedavide 4 hafta kadar kolla ağır aktivitelerden kaçınmak, analjezik, soğuk ve fizik tedavi ile omuz çevresi kaslarının güçlendirilmesi önerilir.

Omuz Bursitleri

Omuzda sürtünmeyi engelleyen bursalar yastıkçık olarak da tanımlanabilir. Bursalar da tekrarlayan baş üstü aktiviteler, yüzme, tenis, fırlatmalı sporlarda iltihaplanabilir. Ayrıca boyacılar veya marangozlarda da sık görülür.

Omuzdaki Kısıtlıklar

Birçok hasta gördüm bu sorundan dolayı kolunu hareket ettiremeyen; kaşığı ve diş fırçasını ağzına götüremeyen ya da düğmesini ilikleyemeyen. Bilinçli ve bilimsel BİR uygulama ile hasta 1 ay içerisinde sağlığına kavuşturulabilir.  Bu uygulamayı yapan kişinin oradaki kas grupları ile ilgili ciddi bilgisinin olması gerekmektedir. Kişi bu uygulamaları ağrıdan dolayı kendisi yapamaz. Bu uygulamalar fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanının kontrolünde fizyoterapistler tarafından yapılır.

Bu uygulamayı yapan kişinin oradaki kas grupları ile ilgili ciddi bilgisinin olması gerekmektedir. Kişi bu uygulamaları ağrıdan dolayı kendisi yapamaz. Bu uygulamalar fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanının kontrolünde fizyoterapistler tarafından yapılır.

Carpal Tunnel (El Bileğindeki Sinir Sıkışması)
Elinizin bileğinde ve parmaklarımıza vuran uyuşma ve ağrı varsa, bu devamlı ise giderek artıyorsa Carpal Tunnel Sendromu dediğimiz hastalıktan şüphelenmemiz gerekir.

Carpal Tunnel el bileğindeki tendonları çeviren bir kılıfın kalınlaşması, ele giden damarlara ve sinirlere basısı sonucu oluşur.

El bileğinin splitlerle tespit edilmesi ilk yapılması gereken işlemdir. El bileği hareketleri azaltılmalıdır. Yazı yazma gibi aktivitelerden uzak durulmalıdır. El bileği tespit edilmesine rağmen rahatlama olmuyorsa antienflamatuar ilaçlar dışardan ve içerden uygulanabilir. Fizik tedavi uygulamaları yapılır. Lokal kortizon enjeksiyonu ise bu tedavide son aşamadaki uygulama olmalıdır. Yine de başarılı olunamıyorsa cerrahi önerilir. Cerrahiden sonrada yine ciddi bir biçimde rehabilitasyon uygulamaları yapılır.

Lateral Epikondilit (Tenisçi Dirseği)
Tenisçi dirseği olarak da bilinen hastalık 35 yaş üstü kadınlarda daha sık gözlenir. Tenisteki bazı vuruşlar, tenis raketini yanlış kavrama,tekrarlayıcı dirseğin dönüşlü hareketleri şikayetleri artırır. Çekiç ile çivi çakma, ağır kovaları taşımak, çalıları bahçe makası ile biçmek gibi tekrarlayan hareketler de neden olabilir. Dirsek bölgesindeki çeşitli sinirlerin sıkışması da lateral epikondiliti taklit edebilir. Lateral epikondilitin tedavisinde şikayetleri ortaya çıkaran aktivitenin sonlandırılması ve antiinflamatuar ilaç verilmesi önerilir. Ortez kullanımı, lazer tedavisi, ekstrakorporel şok dalga tedavisi, magnetik alan, iyontoforez ve ultrason tedavi yöntemleri olarak kullanılabilir. Hastanın şikayetleri devam ederse kortizon enjeksiyonu denenebilir, ancak bu enjeksiyonun da tendonlara zarar verebileceği unutulmamalıdır. 3-6 ay süreyle şikayetlerinde hiçbir iyileşme tespit edilmeyen hastalarda cerrahi seçenek düşünülebilir.
Golfçü Dirseği
Genellikle 30-60 yaş arası erkekleri etkiler. Rahatsızlığın diğer ismi medial epikondilittir. Küreklemek, bahçe işleri, çekiçle çivi çakmak, bezybol topunu fırlatma, uygunsuz teknikle golf oynamak, teniste servis kullanmak gibi durumlarda görülebilir.  Sporculardaki antrenman hataları da bu rahatsızlığın nedenleri arasındadır.

Şikayetlere yol açan aktivitelerin kesilmesi, antiinflamatuar ilaçlar ve lokal soğuk uygulamaları ilk etapta tercih edilmelidir. İkinci aşamada elektriksel uyarılar ve ultrasonla tedavi ve lokal lazer tedavisi uygulanabilir. Bu uygulamalara cevap vermeyen dirençli olgularda lokal kortizon enjeksiyonları denenebilir ancak bu tedavi sonucunda tendonların zayıflayıp yırtılabileceği unutulmamalıdır. Ağrı kontrolü sağlandıktan sonra; güç, dayanıklılık ve esneklik dengesizlikleri ve bozukluklarını hedef alan program yapılmalıdır.

Kırık Sonrası Rehabilitasyon
Kırık sonrası egzersiz uygulamalarında eklemin sabitlenmesiyle hareketliliği arasındaki dengenin iyi kurulması önemlidir. Kırık hattının yeterince oluşmadan uygulanan güçler kırık iyileşmesini geciktirebilir. Tam tersine egzersizlerin gecikmesi ise eklem hareket açıklığının kaybına yol açabilir. Kırık iyileşmesinde Continous Passive Motion (CPM) denilen sürekli pasif hareket cihazları belli hareket derecelerinde ayarlanarak eklem hareket açıklığının korunması sağlanabilir.

Kallus denilen iyileşmiş kırık dokusunun oluşmasından sonra ise kuvvetlendirici ve ağırlık taşıyıcı egzersizlere geçilebilir. Kırık tamamen iyileştikten sonra eklem sertliği, kas kısalığı, lokal kemik erimesi gibi komplikasyonlar da fizik tedavi uzmanlarının gözetiminde daha yoğun rehabilitasyon programlarıyla giderilmelidir.

Skolyoz
Skolyoz, omurganın ve kaburganın bir deformitesidir. Çok vakada nedeni bilinmemekle beraber genetik bir faktörün rolü olduğu düşünülmektedir.

Skolyoz omurganın yana eğikliğinin dışında ayrıca dönmesiyle (rotasyon) kendini gösterir.

Skolyoz yapısal olan ve yapısal olmayan diye ikiye ayrılır. Yüzde 80’i genetik nedenle oluşur. Beyin sapındaki bir fonksiyon bozukluğunun veya iç kulaktaki bir lezyonun genetik skolyozun nedeni olduğu düşünülmektedir.

Skolyozun erken tespit edilmesi ve skolyoz takibi yapılacak bir fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezine yönlendirilmesi şarttır. Birçok skolyoz ilerlemeden tespit edilirse cerrahi girişim yapılmadan tedavi edilebilir. Onun için okul taramaları çok önemlidir. Bu konuyla ilgili bir hekim veya hemşire yüzden fazla çocuğu bir saatte tarayabilir. Tarama basittir. Çocuk kollar serbest olarak belden eğilir. Bu eğilmede omurgada ve kaburgadaki asimetri çok rahatlıkla görülür. Şayet bir çocukta skolyoz var ise tüm kardeşleri de kontrol edilmelidir.

Tedavi olarak yapılan egzersizler tek tedavi seçeneği olarak kabul edilmemelidir. Yani hastayı, eline egzersiz programlarını verip gönderemezsiniz. Çünkü bu hastalardaki eğikliğin derecesine göre  breysleme (tespit) yapılmalıdır veya gerekiyorsa cerrahiye yönlendirilmelidir. İyi yapılan breysleme hasta ve hasta ailesi ile işbirliği sağlanabilirse yüzde 70 oranında düzelme sağlayabilir. Bazı eğiklikler ise ne yapılırsa yapılsın daha ileri bir deformiteye doğru gider. Skolyozun breyse cevap verip vermeyeceğini önceden kestirmek zordur. Birçok breys günde 23 saat boyunca elbise altına giyilebilir. Kas gücünü korumak içinde egzersizler hem breys içinde hem breys dışında her gün yapılmalıdır. Bu hastalara fizik tedavi uygulamaları da yapılır.

Tüm bu tedavilere rağmen başarılı olunamıyorsa çözüm cerrahidir. Yalnız ameliyat kararı verilirken de eğikliğin derecesi, hızlı ilerleyip ilerlemediği, breyslemeye karşı hastanın direnci de bu konuda belirleyicidir.

Fibromiyalji ve Myofasiyal Ağrı
Kas kaynaklı ağrılar temelde iki hastalığa bağlı: Fibromiyalji ve miyofasiyal ağrı sendromları. Fibromiyalji sadece sırtta değil vücudun pek çok noktasında yaygın ağrı, genel halsizlik ve kas hassasiyeti, uyku bozukluğu, şişlik hissi, uyuşmalar gibi çok farklı sistemik belirtilerle seyreden, depresyonla yakından ilişkili, tedavisi zor bir hastalık.

Buna karşın miyofasiyal ağrı sendromu (yada fibrozit), boyun ve sırtta bir veya birkaç kas üzerinde sertlik, hareket kısıtlılığıyla seyreden, sistemik belirtilerin eşlik etmediği, tedavinin daha başarılı olduğu bir durum. Fibromiyalji daha çok antidepresan ilaçlar, davranış tedavileri ve psikolojik destekle tedavi edilirken, miyofasiyal ağrılar lokal tedavilere çok iyi cevap veriyor.

Kas ve omurga kaynaklı mekanik ağrılarda basit ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve lokal etkili merhemler kullanılıyor. İnatçı ve şiddetli durumlarda mutlaka fizik tedavi, varsa fibrozitlere yönelik lokal uygulamalar eklenmeli.

Hastanın psikolojik durumu gözden geçirilip gerekirse antidepresana veya psikoterapiye başlanmalı. Sırt ve omuz kuşağı kaslarının gevşetilmesi, güçlendirilmesi tedavinin en önemli parçası. Bu amaçla uygulanacak ev egzersiz programlarına ek olarak hastanın haftada 3-4 gün yapacağı aerobik egzersizler, fitness ve yüzme yararlı oluyor.

Artritler (Eklem Romatizması)
Ankilozan Spondilit

Hastalığın erken zamanlarında hastalar kalça içi bölgelerde yayılan bel ağrısından şikayet ederler. Bu ağrı sabah erken saatlerde çok fazladır ve hastaları uykudan uyandırabilir.

Hastalar yataktan kalkmakta güçlük çekerler. Beldeki eğim( lumber lordoz) düzleşmeye başlar ve belde spazm görülür.

Hastaların bir çoğunda tutulmalar bittikten sonra ağrıda azalma görülür. Hastalık kalça ve belden başlayıp omurganın üst kısımlarına giderken  belin belli bir yerinde durabilir. Bu tutulmalar hareketi engeller. Fakat önemli olan hastaların göğsünün şişip tekrar eski haline gelebilmesidir. Onun için hastalara karın solunumunun öğretilmesi şarttır. Bunun dışında hasta rahat bir yaşam sürer en büyük sıkıntıları sabah tutukluklarıdır.

Bazı hastalarda bir tek aspirin bile kafi gelebilirken bir kısmında romatizmal ilaçlar kullanılmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken en az ilaçla hastalığın takibidir. Kortizon diğer romatizmal ilaçların etki etmediği dönemler için saklanır.

Hastalığın erken dönemlerinde kesin istirahat, sert yatak ve arkası yüksek sert koltuk kullanılmalıdır. Omurga kalçalar ve omuzlar için sıcak uygulamaları ve eklem hareket açıklığını koruyacak rehabilitasyon programları çok önemlidir. Hastalığın ilerlemesi azaldığında ilaçlar zaman içinde kesilebilir. Ancak egzersizler çok önemlidir ve hastalara gerçekten verilebilecek en önemli tedavi desteğidir.

Romatoid Artrit

Eklemlerde iltihap şeklinde meydana gelen romatizmal bir hastalıktır. En çok görülen ve kronik iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Eklemlerde bozulmalara yol açar.

Hastalığın nedeni henüz tam olarak bilinmediğinden, kesin bir tedavisi de yoktur. Bu yüzden tamamen ortadan kaldırılamaz. Tedavideki amaç, hatalığın belirtilerini azaltmaya yöneliktir. Eklemlerde oluşan hasar ve ağrı en aza indirilmeye çalışılır. İltihap azaltılır. Tedavi edilmediği takdirde geri dönüşümü olmayan eklem hasarları ortaya çıkar.

Hastalık romatizmal olduğundan, tedavisi romatolog önderliğinde tarafından yapılır. Bunun yanında fizyoterapist, psikiyatrist, ortopedik cerrah da tedaviye yardımcı olurlar.

Ayrıca fizyoterapist kontrolünde yapılan egzersizlerle kaslar ve kemikler güçlendirilir. Genel sağlık halini düzeltir ve hastanın kendini iyi hissetmesini sağlar. Fakat eklem ağrıları şiş ve ağrılı olduğunda dinlenmek gerekir.

Kalça Ağrıları

Kalça ağrıları çeşitli rahatsızlıklar sebebiyle ortaya çıkabilir. Transient sinovit, iliotibial band sendromu, trokanterik bursit, koksartroz, bel fıtığı vb. hastalıklar kalçada ağrılara sebep olabilmektedir.

Kalça ağrısı tedavisinde en önemli noktalardan biri tanının doğru konmasıdır. Kalça çevresi kasları güçlendirme ve germe egzersizleri, hastaya uygun aerobik egzersizler ve kilo kontrolü, fizik tedavi ajanlarının uygun şekilde kullanımı ve hastanın zorlayıcı faktörleri ortadan kaldırmasıyla kalça ağrısı tedavileri yüz güldürücü sonuçlar verir.

Hemipleji veya İnme Nedir?

Hemipleji veya inme terimi, vücudun sağ ya da sol yarısında istemli hareketin kaybı ve felç anlamına gelir. İnme, dünyada en sık karşılaşılan beyin ve sinir sistemi hastalıkları sorunudur. İnme çoğu kez, beyin damarlarında tıkanma ya da beyin kanamasına bağlıdır. Bu durum vücudun bir yarısında istemli hareket kaybı veya hareket azlığı, duyu bozukluğu ve ayrıca iletişim (konuşma) bozukluğu, görme alanı kaybı ya da algılama bozuklukları gibi nörolojik bulgulara neden olabilir.

Tedavi, rehabilitasyon yapılmalıdır. Yapılan ilaç tedavisi, beyin kanaması veya tıkanması neticesinde beyin dokusuna verilen hasarı bir an önce en aza indirmek, ilerlemesini önlemek ve beyin işlevlerinin sürdürülmesini sağlamaktır. Rehabilitasyonun amacı; bu kişilerin fiziksel, zihinsel ve toplumsal işlevini en üst düzeye ulaştırmaktır. İlke olarak rehabilitasyon çalışmaları olabildiğince erken başlatılmalı. Hastanın durumu bu süreci değiştirebilir. Rehabilitasyon çalışmalarının geç başlatılması bir takım komplikasyon dediğimiz, bu hastalığın seyrinde görülen ikinci hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olur. Rehabilitasyon çalışmaları, geleneksel yöntemler yani çeşitli eklem hareketleri, germe egzersizleri, kasların güçlendirilmesi ve hareketten oluşmaktadır. Bunları sağlamak için de bir takım teknik ve yöntemlerden yararlanılır. Bu tedaviler fizyoterapistler tarafından yapılmaktadır.

Artroz (Kireçlenme)

Artroz; halk dilindeki adıyla kireçlenme eklemlerin aşınma ve yıpranması sonucu dejenere olması ve hareketliliğinin azalması demektir. Genellikle 40 yaşın üstündekilerde görülmesi olayın bir eklem yaşlanması olabileceğini düşündürmektedir. Ancak daha erken yaşlarda da bir çok nedene bağlı olarak kireçlenme görülebilir.

50 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık % 75-80inde eklem kireçlenmesi vardır. Ancak kireçlenmenin ağırlığı ve yaygınlığı kişiden kişiye değişmektedir. Ancak bunların az bir kısmı (% 5-10) rahatsızlığı nedeniyle hekime başvurur. Bazen tesadüfen çe­kilen röntgen filimlerinde kireçlenme olduğu ortaya çıkar. Bugün kireçlenmenin hastalık olup olmadığı tartışılmaktadır. Olayın ek­lemlerin yaşlanması olarak kabul edilmesi gerekir.

çok düzgün, parlak ve kaygandır. Ancak Kıkırdağın beslenmesi iyi olmayıp eklem sıvısından beslenmektedir. Kendilerini besleyen kan damarları yoktur. Dolayısıyla kendi kendilerini yenileyemezler. İleri yaşlarda yetersiz olan beslenme daha da bozulur. Kıkırdaklar yavaş yavaş parlaklığını ve kayganlığını yitirir ve yüzeylerinde çukurluklar oluşur. Kıkırdaktaki bu aşınma eklemin yapısını ve dayanıklılığını bozar. Zamanla kıkırdak tamamen kaybolabilir ve eklem yüzeyleri birbirine sürtünmeye başlar. Sürtünen kemikler birbirini aşındırarak olayın hızlanmasına sebep olur. Ekleme destek olunması amacıyla yeni kemik yapımı oluşur, kıkırdağın aşınması, yeni kemik oluşumu ve eklem hareketinin azalmasından ibaret olan bu duruma “kireçlenme” denilir. Zamanla ekleme komşu bağlarda ve eklem kapsülünde de yüklenmeler ortaya çıkar. Kapsül ve bağlar sertleşir. Eklemin hareketi daha da azalır. Ekleme komşu kaslar zayıflar ve sertleşir. Kireçlenme özellikle ağır yük taşıyan diz ve kalça eklemlerinde gelişmektedir.

Özellikle ağrılı dönemde hasta istirahat ettirilir. Ancak istirahat ve aktivite arasındaki denge çok iyi ayarlanmalıdır. Hastanın tamamen hareketsiz kalması da iyi değildir. İstirahat süresi içinde dahi hafif hareketlerle eklem çahştırılmalı ve kas güçsüzlüğü önlenilmelidir. Ağrısı çok olanlarda istirahat yatak istirahati şeklinde olabilir.

Fizik tedaviden en fazla faydalanan hastalıkların başında kireçlenmeler gelir. Fizik tedavi programı içinde yüzeysel ve derin lokal ısıtıcı araçlar, elektrik  akımları, masaj ve egzersiz uygulanır. Özellikle egzersiz başlangıçta hafif sonralara biraz daha ağır olabilir. Yürüyüş önerilebilir. Özellikle kilolu hastalar için uzun süreli olmamak kaydıyla yürüyüşler faydalıdır. Isıtıcı araçlar ve egzersizler ekleme komşu kasların, kemiklerin ve eklemin bağlarının güçlenmesine neden olur, eklemin hareketliliğinin artmasını sağlar.

Periferik sinir yaralanmalarında rehabilitasyon
Periferik sinir yaralanmalarının rehabilitasyonunda, yaralanan sinir lifinin sorumlu olduğu ekstremite kısımlarındaki motor ve duyusal kaybın değerlendirilmesi, tedavinin tipi ve prognozu hakkında bilgi verecektir. Etkilenen kaslar ve fonksiyonel kayba bağlı olarak  yapılacak olan tedavide; yaralanan sinirin rejenerasyonu sağlanana ve aktif hareketler başlayana kadar kas, eklem ve çevre yumuşak dokuların korunması, atrofi, eklem tutukluğu ve deformitelerin gelişmesinin önlenmesi amaçlanmaktadır.

Rehabilitasyon programı, eğer bir komplikasyon yok ise, sinir tamiri yapıldıktan hemen sonra başlamalıdır. Sağlam kaslara ve çevre eklemlere yönelik olarak başlatılan tedavi iki devreye ayrılarak yapılmaktadır. Bunlar aktif hareketin olmadığı paralizi devresi ve aktif hareket başladıktan sonraki iyileşme devresidir.